YARARLI BİLGİLER
İçerik
Birçok konuda ilginizi çekeceğini düşündüğümüz bilgi ve haberleri bu başlık altında paylaşacağız.
Tuz Etkisinden Korunmak
03 Ocak 2012
Sert geçen kışın yollardaki olumsuz etkisini en aza indirebilmek için kullanılan tuz ve diğer kimyasal ürünler otomobilinizin kalıcı zararlar görmesine neden olabilirler.

Bu zararlardan korunmak için aracımızın dış temizliğine, özellikle de karoser altı temizliğine özen göstermemiz gerekmektedir. Bu ulaşılması zor yerlerde başlayacak bir korozyon (paslanma) otomobilinizin maddi değerini ciddi oranda düşürecek ve onarımı neredeyse imkansız olacaktır. Unutmayınız ki; Otomobili pastan arındırmakla uğraşmak yerine, pastan koruyucu tedbirleri almak çok daha kolay ve ucuzdur.
Aracınızı Soğuk Havada Kolay Çalıştırma
03 Ocak 2012
Anadolu Üniversitesi (AÜ) Porsuk Meslek Yüksekokulu Motorlu Araçlar ve Ulaştırma Teknolojileri Bölümü Öğretim Görevlisi Semih Gölcük, kış aylarında araçların daha kolay çalışması için bazı küçük tedbirlerin yeterli olacağını kaydetti. Kış aylarında araçların kapalı alanlara park edilmesi gerektiğini ifade eden Gölcük, şöyle konuştu:
''Kent merkezinde birçok insan kapalı garaja sahip değil. Dolayısıyla sokağa park edilen araçların üzerinin bir örtüyle kapatılmasını öngörüyoruz. Araçlarda motor soğutma suyu içine mutlaka antifriz konulması gerekiyor. Söz konusu uygulama araçları bazı bölgelerde eksi 40 dereceye kadar soğuktan koruyabilir. Çok soğuk havalarda radyatörün önünü bir karton ya da gazete parçasıyla kapatmamız gerek. Radyatör aracın önünde bulunduğundan soğuk havaya direk temas ediyor. Kış aylarında aracın radyatör, motor yağı ve akü bakımları düzenli olarak yapılmalıdır. Araç eğer uzun süre kullanılmıyorsa akü sökülmelidir. Çünkü aküler de donabilir.''
''Kışın yağ seçimine dikkat edilmeli''
Gölcük, sürücülerin araçlarının bakımlarını yaptırdıklarında konulan motor yağının marka ve özelliğini bilmesi gerektiğinin altını çizerek, şunları söyledi:
''Kışın yağ seçimine dikkat edilmesi gerekir. Sentetik yağ kullanmaya özen gösterilmeli. 'W' harfini gördüğümüzde bunun kış mevsiminde kullanılacak yağ olduğunu anlıyoruz. Örneğin 40W-10 numara yağda 40 numara motor yağınını akıcılığını, 10 numara ise soğuğa karşı dayanıklılığını ve inceliğini belirtiyor. 40W-10 kış ayları için normal bir yağdır. Motor içindeki yağlar kışın katılaşır ve pistonların hareketini zorlaştırır. Kışın daha ince yağ kullanılması gerekir. Ayrıca kışın aracın motor yağı sürekli kontrol edilmelidir. Çünkü araçlar kışın daha fazla yağ eksiltir. Dolayısıyla yağ eksilten araçlara yağ ilave edilmelidir.''
Araç altına ateş yakmayın, motora sıcak su dökmeyin
Kış aylarında özellikle eksi 15 dereceden sonra yakıt borularının donabileceğini ve aracın çalışmayabileceğini anlatan Gölcük, ''Aracınız çalışmıyorsa kesinlikle altına ateş yakmayın. Aracın altında ateş yakanlar karteri ısıtıp içindeki yağı inceltilmeye çalışıyor. Ama bu sırada karter alttan ısıtıldığı için iç yapısına zarar veriliyor. Aynı şekilde motor kısmına sıcak su dökenler var. Bu da yanlıştır. Sıcak su motor parçalarına zarar verir'' diye konuştu.
Cumhuriyet Gazetesi / 03 Ocak 2012
Honda Jazz Yedek Parça Kataloğu
22 Ağustos 2011
2002-2009 arası tüm Honda Jazz modellerini kapsayan yedek parça kataloğundan bilgi alabilmeniz için, Jazz'ınızın VIN numarasını veya yıl, model bilgilerini göndermeniz yeterlidir.
3. Stop Lambasının Sökümü ve Camla Örtüşecek Şekilde Yeniden Montajı
20 Ağustos 2011
Honda Jazz'ın 3. stop lambası camla tam örtüşmediğinden arası zamanla toz olur. Temizlemek için lambayı sökmek gerekir. Bu lambanın sökülmesi ve camla tam örtüşmesini sağlayarak yeniden...
Devamı ''Flickr'' veya ''Blog'' sayfalarımızda.
Honda Jazz Shuttle Yollarda
15 Ağustos 2011
Daha önce bilgisini verdiğimiz Honda Jazz Shuttle, Japonya'daki deprem nedeniyle gecikmeli de olsa piyasaya çıktı.
http://www.autoexpress.co.uk

40000 km Bakımı Sonrasında Yapılan Yakıt Tüketim Testleri (Düz Vites)
26 Temmuz 2011
40000 km bakımı sonrasında şehirlerarası ve şehiriçi yakıt tüketim değerleri oldukça düştü. Bakımda; Motor yağı (Orijinal Honda Motor Yağı 10w30), yağ filtresi, bujiler, hava filtresi değişti.
Bakım sonrası tüketim değerleri;
- Şehirlerarası

- Şehiriçi 1

- Şehiriçi 2

Motor Yağları Hakkında...
29 Haziran 2011

Motor Yağının Görevi Nedir?
Motor yağı, motorun tüm hareketli aksamı üzerinde film şeklinde ince bir
tabaka oluşturarak sürtünme ve aşınmayı azaltır, bu da tekerleklere daha
fazla güç aktarıldığı anlamına gelir. Motor yağı içerdiği deterjanlar vasıtası ile motoru temizlemeye yardımcı olur, pasa karşı korur ve aynı
zamanda silindirlerin çevresindeki aşırı sıcağın bir bölümünü kartere
indirmeye yardımcı olur.
Mineral Yağlar
Mineral yağlar yıllardır kullanılmakta olan klasik yağlardır.
Yeraltındaki bildiğimiz petrolün distile edilmesinden sonra deterjan,
viskozite geliştirici ve aşınma önleyici birtakım katkılar eklenmek
suretiyle üretilirler. Fiyatları genelde ucuzdur ve ortalama bir
performans sunarlar.
Sentetik Yağlar
Sentetik yağlar laboratuvarlarda çeşitli kimyasal işlemler sonucunda
kimyagerler tarafından üretilen yağlardır. Fiyatları mineral yağlara
oranla daha pahalıdır ancak hem daha iyi performans, hem daha uzun
süreli kullanım sunarlar. Termal dayanıklılıkları fazladır. Yağlama
görevlerini daha uzun süreler yerine getirirler ve çok daha fazla sıcağa
dayanabilirler.
Yarı Sentetik Yağlar
Yarı sentetik yağlar bu ikisinin karışımıdır ve hem fiyatları, hem de
sundukları performans bu iki yağın arasındadır. Genellikle %70-80
mineral yağa %20-30 sentetik yağ karıştırılmak suretiyle elde edilirler.
Viskozite ve Viskozite Endeksi Nedir?
Viskozite basit şekliyle bir yağın kalınlığının ölçüsüdür. Belirli bir
sıcaklıkta yağın ne kadar akıcı olduğunu göstermek için de Viskozite
Endeksi kullanılır. Genellikle bir yağ kalınsa viskozitesi yüksek, ince
ise viskozitesi düşüktür. Viskozite endeksi bize bir yağın ısıya maruz
kaldığında ne kadar inceleceğini gösterir. Rakam ne kadar yüksekse,
ısıya maruz kaldığında yağ o kadar az incelir. Rakam düşükse yağın
viskozitesi düşük, yüksekse viskozitesi yüksektir. Vizkozite endeksi
aynı zamanda bir yağın belirli koşullar altında nasıl davranacağını da
gösterir. Çok yüksek viskoziteli bir yağ (Ör: 50) özellikle düşük
sıcaklıklarda motorun belirli kısımlarına ulaşamayabilir, hatta yüksek
devirlerde silindir ile motor arasındaki film kopabilir. Çok düşük
viskoziteli bir yağ ise (Ör:0) özellikle aşırı yüksek sıcaklıklarda çok
fazla incelerek koruma özelliğini yitirebilir.
Tek Viskozite ve Multi-Viskozite Yağlar
Hizmet ettikleri sıcaklık aralığı bakımından yağlar ikiye ayrılır: Tek
viskozite ve çok viskoziteli (multi-viskoziteli) yağlar. Tek viskoziteli
yağlar hava sıcaklıklarının daimi olarak sabit olduğu durumlara
uygundur, dolayısı ile bu tür yağlar hem yaz, hem kış kullanımına uygun
değildir. (Ör: 20W-50 değil de sadece 50W) . Zaten bugün bir benzin istasyonuna gidip herhangi bir marka motor yağı almaya kalktığınızda hepsi multi-viskozite olacağından, isterseniz hemen bu tip yağlara
geçelim.Günümüzde araçların tamamına yakınında kullanılan
multi-viskozite yağlar ise yapı olarak değişken hava koşullarında hizmet
etme özelliğine sahip olduklarından hem yaz ıcağında, hem de kışın
soğuğunda kullanılabilirler. Kalın bir yağ soğuk hava koşullarında
jelleşecek ve görevini tam olarak yerine getiremeyecektir. İnce bir yağ
ise soğukta rahat akacak, ancak yüksek sıcaklıklarda motor ile silindir
arasındaki film tabakası incelecek, ya da kopacaktır. Sonuçlarını
düşünün. Tek viskoziteli yağların bu dezavantajları üzerine ince bazlı
bir tek viskozite yağa çeşitli polimerler eklenmek suretiyle
multi-viskozite yağlar üretilmiştir. Eklenen bu polimerler sayesinde
multi-viskozite yağlar kışın soğuğunda yada ilk çalıştırma esnasında
görev yapabilecek kadar ince, yaz sıcağında güvenebileceğiniz kadar da
kalındırlar. İkisi aynı anda saçma, belki de inanılmaz geliyor değil mi?
Nasıl olduğunu makalenin ilerleyen paraglaflarında okuyabilirsiniz.. Çok
basit.
Multi-Viskozite Yağların Avantajı Nedir?
Tek viskoziteli bir yağın akıcılığı her sıcaklıkta aynıdır. Çok
viskoziteli yağlar ise tek viskoziteli yağlardan farklı olarak
kendilerini değişen sıcaklıklara adapte ederler. Çok viskoziteli bir yağ
tek viskoziteli bir yağa oranla soğuk havalarda daha akıcı, yüksek
sıcaklıklarda ise kesinlikle daha kalın ve güvenlidir. Bu, aynı zamanda
şu anlama da geliyor: Otomobilinizi belirli bir süre için
kullanmadığınızda motor yağı kartere doğru süzülecek ve tekrar
çalıştırdığınızda çok kısa bir süre için dahi olsa, motorunuzun tüm
parçalarına ulaşması için belirli bir süre geçecektir. Çok viskoziteli
yağlar soğuk havalarda tek viskoziteli yağlara oranla daha akıcı
olduklarından motorun içerisindeki parçalara daha çabuk ulaşırlar,
böylelikle ilk çalıştırma anındaki motor aşınmaları daha azdır. Çok
viskoziteli yağlar tek viskoziteli yağlara oranla %1,5 ila %3 arasında
yakıt tasarrufu sağlarlar. Çok viskoziteli yağlar hem düşük, hem yüksek
sıcaklıklarda daha fazla koruma sağlarlar. Multi-Viskozite Yağların
Çalışma PrensibiYağ kullanımında sorun şudur: 10W kadar ince bir yağ
kullanırsak yağ oldukça ince olduğundan ne ilk çalıştırma anında, ne de
soğuk havalarda akıcılık açısından bir problem yaşamayız. Peki hava
oldukça sıcaksa, ya da motor ısısı son derece arttığı zaman ne olacak?
Gidip hemen yağı mı değiştireceğiz? İşte bu problemi çözmek için üretim
aşamasında diğer birçok katkıyla birlikte multi-viskozite yağlara
''viskozite geliştirici'' katkı maddeleri eklenir. Yağ yine aynı yağdır,
10W bazlıbir yağ.. Ancak, eklenen polimerler sayesinde ısındığında
örneğin 40 viskoziteli bir yağ gibi davranır, böylelikle sıcak hava
koşullarında da görevini yerine getirir. Nasıl mı?
Eklenen polimerleri kimyasal olarak yağ soğukken içinde bağımsız olarak
yüzen toplar olarak düşünün. Yağ ısındıkça bu polimerler çözülmeye ve
uzun zincirlere dönüşmeye başlarlar, ve böylelikle yağın incelmesini
önlerler. Ondan sonra dalga geç ''alt tarafı polimer''... Nereye dalga
geçiyosun? Öhö.. Eee. Evet, ne diyordum, birleşirler ve böylelikle ne
olur efenim? Bir yağın içinde iki yağ... Yağınız 10W-40 ise soğukta 10W
gibi ince, sıcakta ise 40 viskozite yağ kadar kalın gibi davranır.
Burada önemli olan viskozite aralığını seçerken kışın tahmini en soğuk,
yazın ise tahmini en sıcak derecesine dikkat etmektir. 10 bazlı bir yağı
10W-30 yapmak için daha az, 10W-40 yapmak için daha fazla polimer
eklemek gerekir. E, asıl yağlamayı yapan polimer değil de yağ olduğuna
göre, neden gereksiz yere içerisinde daha fazla polimer olan bir yağ
kullanalım? 10W-30 idare ediyorsa neden 0W-40 gibi.. Yani şu saçma:
''Abi, var ya en iyisi Mobil 0W-40'mış''.. Böyle birşey yok arkadaşlar.
Bu bana iyi gelir de, sen Antalya'nın sıcağındasındır, kışları Antalya
-40 derece mi 0 bazlı yağ kullanılsın? Viskozite aralığı tavsiye üzerine
değil, kesinlikle ve kesinlikle içerisinde bulunulan iklime göre
seçilmelidir. Tavsiyeyi aynı ildeki arkadışınız yapıyorsa ayrı.. Her bir
viskozite aralığı için tek tek olmasa da, isterseniz genel bir görüş
oluşturması açısından aşağıda en bilinen viskozite sınıflandırmalarını
verelim. Bunlardan en ayrıntılı ve en bilineni SAE' ninkidir, yani şu
hep konuşulan 10W-30, 20W-50 gibi.. Ancak SAE derecelendirmesinde hangi viskoziteyi seçeceğinizden emin olamıyorsanız, kutunun üzerine bakıp daha basit olan API, ya da ondan da basit olan ACEA sınıflandırmasına göre de seçim yapabilirsiniz. (Bakın diyorum ama, du bakıyım var mı? Eveeet.. Yağımızı elimize alalım.. Ne diyor? Shell Helix Ultra SAE
5W-40, API SJ/CF, ACEA A3/B3.
Viskozite Derecesini Seçmek
En bilinen viskozite sınıflandırmaları şunlardır:SAE (Society of
Automotive Engineers) sınıflandırmasıSAE sınıflandırması diğerlerinden
farklı olarak yağı düşük ve yüksek ısılardaki viskozitesine göre
sınıflandırır, dolayısıyla bir miktar daha ayrıntılı olduğu söylenilebilir. Ancak en bilinen ve en çok kullanılanı olması sebebi
ile, ilk sırada
SAE sınıflandırmasını inceleyelim.
SAE sınıflandırmasında derece ''W'' harfi ile ayrılan iki rakamdan
oluşur. W, winter yani kış anlamındadır ve yağın düşük sıcaklıktaki
viskozitesini gösterir. Örneğin 10W-40'taki ''10W'' gibi. Bu, aynı
zamanda yağın baz viskozitesidir, yani polimer eklenmeden önceki asıl
viskozitesi. Bu rakam ne kadar düşük olursa yağ o kadar ince
olacağından, bu bize aynı zamanda yağın düşük ısılarda ne kadar akıcı
olacağını ve motorun ne kadar kolaylıkla çalışacağını da gösterir.İkinci
rakam yağın yüksek ısı viskozitesini verir. 10W-40'taki ''40'' gibi. Bu
rakam ne kadar yüksekse, yağ sıcakken o kadar viskoziteli, yani kalın
demektir.
API (American Petroleum Institute) Sınıflandırması
Sınıflandırma iki harf ile yapılır. İlk harf yağın benzinli (S) veya
dizel (C) motorlardan hangisine uygun olduğunu, ikinci harf ise yağın
aynı gruptaki performans değerini gösterir. Performans sınıflaması her
iki grupta da A en düşük olmak üzere benzinli motorlar için A-J arası,
dizel motorlar için ise C-F arası yapılır. Benzinli motorlarda:
(min.performans) SA.. SB.. SC.. SD.. SE.. SF.. SG.. SH.. SJ
(max.performans)Dizel motorlarda: (min. performans)
CA..CB..CC..CD..CE..CF (max.performans)Eğer yağ kutunuzun üzerinde ''API
SJ/CF'' şeklinde bir ibare görürseniz bu, yağın hem benzinli, hem de
dizel tüm motorlarda kullanılabileceği (Ferrari dahil) anlamına gelir.
ACEA (Association of European Car Manufacturers) Sınıflandırması
Sınıflandırma bir harfi takip eden bir rakam ile yapılır (A3 gibi). ACEA
standardı iki kategoriye ayrılır. Birinci kategori yağın hangi motorda
kullanılabileceğini açıklar:Benzinli motorlar için A Dizel otomobil
motorları için B Dizel kamyon motorları için C Yağın performans
seviyesini ise takip eden rakam belirler:Yakıt ekonomisi için 1 Genel
amaç için (ortalama seviye) 2 Yüksek performans için 3 Örnegin A3
benzinli motorlar için yüksek performanslı bir yağı, A1 benzinli
motorlar için ekonomi amaçlı bir yağı tanımlar.Viskozite konusunda
yapacağınız seçim sıcaklık, otomobilin üzerindeki kilometre, piston
aralıkları ve kullanım şartları gibi birçok değişkene bağlı olmakla
birlikte, genel kural olarak viskozite aralığını çok açmadan mümkün olan
en ince yağı kullanmak en iyisidir. Çok kalın yağların da sürtünmeyi
arttırdığı bir gerçektir. En ince derken, akla 0W-40 gelebilir, ancak
bulunduğunuz iklimde hava kış mevsiminde -18 derecenin altına düşmüyor,
yaz mevsiminde de aşırı sıcaklar yoksa neden 0W-40 yerine 10W-30
olmasın? Burada seçim tamamıyla size kalmıştır. Bir yağ kutusunun içinde
katkı maddesi ne kadar az ise o kadar iyidir, 0W-40 alırsınız,
içerisinde fazla fazla katkı maddesi vardır, ya da 10W-30 alırsınız,
içindeki gerçek yağ oranı o kadar fazladır. Sadece bazı 0 yerine 10
olduğu için diğerinden biraz daha kalındır. Aslında bu seçimi yaparken
kilometreyi de hesaba katmakta fayda var. 0 km. bir arabada ince yağ,
100.000 km.'deki, yada daha eski teknolojili bir arabada daha kalın yağ
kullanımı mantıklı olabilir. Yeni bir arabada piston aralıkları daha
incedir, dolayısıyla ince yağ kullanımı hem sürtünmeyi azaltması
sebebiyle, hem de aralıkların zaten dar olmasından ötürü mantıklıdır.
Ancak 100.000 km. yapmış bir motorda aralıklar fazlasıyla açık
olacağından nispeten daha kalın bir yağ kullanmak mantıklı bile
olabilir. Böylelikle yağ sızıntılarını bile önleyebilirsiniz. 20W-50
mesela..
Değişik Tip Yağların Karıştırılması
Sentetik yağların yarı sentetik olanlarla hatta mineral yağlarla uyumlu
olduğunu söyleyenler olabilir, ancak yağ kaçırma problemleri yaşamamak
ve motorunuzun nihai performansı açısından başlangıçta bu tipten birini
seçmenizi ve kesinlikle değiştirmemenizi tavsiye ederim. Mineral
yağların içerikleri sentetik olanlardan farklıdır, ve mineral yağ emmiş
contaların sonradan özellikle daha ince olan sentetik yağa geçildiğinde
yağ kaçırabilmeleri olasıdır. 250.000 km sorun çıkarmadan çalışmış
motorların, bu kilometrede mineralden sentetik yağa geçildiğinde
kaçırmaya başladığına da rastlanılmıştır. Bunda sebep büyük olasılıkla
sentetik yağa geçiş öncesi motoru belirli bir süre rolantide çalıştırmak
sureti ile temizleme amaçlı kullanılan ince yağın motor içinde zamanla
birikip artık sızdırmazlık görevi gören kalıntıları silip süpürmesi ve
bunları da temizlemesidir. Buradan şu sonucu çıkartabiliriz: Arabanız
yeniyse ve mineral bazlı yağ kullanıyorsanız temizleme amaçlı yağı
uyguladıktan sonra sentetik yağa iç rahatlığıyla geçebilirsiniz. Hatta
5W-40 gibi bir viskozite aralığı seçip mecbur kalmadıkça bunu bile
değiştirmemek en iyisi. Çünkü bunun değişmesi kesinlikle yağın
kalınlığının da değişmesi anlamına gelir. Ancak ve ancak arabanız çok
fazla km. yaptıysa bir miktar daha kalın yağa geçin. Yukarıdaki örnekte
kalın bir mineral yağdan çok ince bir sentetik yağa geçiş sonrası da
kaçırma oluşmuş olabilir. Çünkü 250.000 km. yapmış bir motorda aşınma
çok fazla olacağından belki de suç ince yağ seçiminde.
Yağ Katkıları Yararlı mı?
Günümüzde hepsi de birbirinden mükemmel olduğunu iddia eden bir çok yağ
katkısı satışa sunulmuştur. Özellikle televizyonda gece yarısı reklam
kuşaklarını istila eden bu ürünler gerçekten işe yarıyor mu?Şimdi şunu
düşünelim: Shell, Mobil gibi araştırma ve geliştirmeye yılda milyonlarca
dolar bütçe ayıran ve hatta dünyanın en iyi kimyagerlerini istihdam eden
dev şirketler bu sihirli formülleri bulamıyorlar da yağ katkısı üreten
firmalar mı sadece bu sihirli formüllere sahip?Aynı şey otomobil
üreticisi firmalar için de geçerli. Eğer bu mucize katkılar gerçekten
motor gücünü arttırıyor, ya da en azından yakıt tüketimini azaltıyorsa
neden otomobil üreticisi firmalar her otomobil başına bir kutu da bu
katkılardan eklemiyorlar? Üçüncü olarak, bu mucize yağ katkılarından hiç
biri tanınmış yağ üreticilerinin markasını taşımamaktadır. Sonuç olarak,
yağ üreticisi firmalar en iyi karışımı elde edebilmek için zaten her yıl
milyonlarca dolar harcamaktadır. Dolayısıyla yaptıkları bu harcamanın
sonucunu diğer ufak firmalardan daha iyi aldıklarına emin olabilirsiniz.
Ayrıca zaten kaliteli bir yağ, üretim aşamasında 10'a yakın katkı ile
zenginleştirilmektedir. Bunların neler olduğunu ve görevlerini makaleyi
daha fazla uzatmamak için yazmıyorum. Ancak deterjanlar, pas
önleyiciler, aşınma azaltıcılar, antifriz vs. örnek verilebilir. Yani,
kullanmakta olduğumuz yağın içerisinde bir bakıma yağ katkıları zaten
fazlasıyla vardır. Öyle ise ne olduğunu bilmediğimiz katkılara neden
para ödeyelim? Üstelik motora bırakın yararlı olmayı, zarar verme
ihtimalleri varken.. Bu zarar iki türlü olabilir: Birincisi zaten yağın
içerisinde olan bir maddeyi içeren katkı ekliyor ve bu maddenin oranını
aşırı derecede arttırıyorsunuzdur, ikincisi de yağın içinde hiç olmayan
bir maddeyi ekliyorsunuzdur, bunun da sonuçları iyi olmayabilir.
İsterseniz piyasadaki yağ katkılarının içinde genel olarak en çok
bulabileceğiniz iki maddeyi inceleyelim:
Teflon
Telfon
içeren kimi yağ katkıları başlangıçta işe yarıyor gibi görünse de, Teflon
gibi partiküller içeren katkılar zamanla yağ filtresini tıkayabilirler.
Yağ filtresinin tıkandığını gösteren bir uyarı ışığı da olmadığına
göre... PTFE'yi keşfederek Teflon'un patentini elinde bulunduran DuPont
şirketi bile ''Teflon içten yanmalı motorlarda yağ katkısı olarak
kullanılmaya uygun değildir'' açıklamasını yapmıştır. Tabi bu açıklamayı
yağ firmalarından aldığı yüklü rüşvet karşılığında yapmadıysa... Biz,
gerçeği açıkladığını arsayalım.
Çinko
Diğer bir çeşit yağ katkısı ise çinko içerenlerdir. Çinko genelde tüm
motor yağlarında motordaki aşınmaya karşı koruyucu madde olarak
bulunmakta ve motorda metal-metale temas eden yüzeylerde koruma görevi
görmektedir. Normalde sık karşılaşılmayacak bir durum olan metal-metale
sürtünme anında koruyucu görev görmesi için bilinen tüm arkaların
yağları zaten çinko içermektedir. O halde neden daha fazlasını
ekleyelim? Motor yağına eklenen daha fazla çinko daha iyi koruma
sağlamayacak, sadece metal-metale temas aşırı derecede fazlaysa
korumanın süresini uzatacaktır. Yağınıza daha fazla çinko içerikli yağ
katkısı eklemek silindir valflerinde kalıntı oluşturmaktan ve
bujilerinizde ateşleme sorununa sebep vermekten başka bir işe
yaramayacaktır, inanın.
Motor Yağı ile Yakıt Sarfiyatı Arasındaki İlişki Nedir??
Bir yağın viskozitesi yağın kendi içsel sürtünmesiyle bağlantılıdır. Bir
yağın viskozitesi ne kadar yüksekse, yani kalınlığı ne kadar fazlaysa,
sürtünme o kadar fazla olacaktır. 20W-50 yağ yerine 0W-30 viskoziteli
bir yağ kullandığınızda sürtünme daha az olacaktır. Ancak yukarıda da
bahsettiğimiz gibi, yağ seçiminde asıl etken sizin sürtünmeyi nasıl
istediğiniz değil, bulunduğunuz iklim şartları olmalıdır. Gereksiz yere
çok ince yağ kullanmayın. Aklınıza benim aklıma gelen şey geldi mi acaba
merak ettim? Eğer bir yağ ne kadar ince ise sürtünme o kadar az ise?...
ve eğer drag yarışına katılacaksanız? Yağınız kalın ise ayvayı yediniz.
Koyu Renk (Kirli) Yağlar Motordaki Olası Problemlerin Habercisi mi?
Kirli, yahut koyu renkli yağ kesinlikle motordaki olası problemlerin
habercisi değildir. Aksine iyi bir işarettir. Kirli yağ, yağın görevini
yerine getirdiğinin kanıtıdır: Motor veya her ne ise, artıkları toplayıp
motorun belirli kesimlerinde takrar toplanmamak üzere onları kendi
içinde biriktiriyor demektir. Zaten yağınızı ve yağ ile birlikte
filtrenizi de değiştiriyorsanız sorun yok demektir.
Motor Yağı Seviyesi Kontrolü
Doğru bir okuma için öncelikle otomobilinizi düz bir zeminde parkedip en
az 5dk. olmak üzere yağın süzülmesini bekleyin. Yağ çubuğunu çıkarıp bir
bez ya da kağıt mendil ile silin. Yağ çubuğunu yerine yerleştirip birkaç
saniye bekleyin. Yağ seviyesini okumak üzere tekrar çıkardığınızda büyük
bir ihtimalle MIN ve MAX seviyeleri arasında, genellikle de MIN
seviyesine yakın olacaktır. Her seferinde çok fazla olmamak sureti ile
ve yine her defa kontrol etmek sureti ile MAX seviyesine yaklaşıncaya
kadar yağ ekleyin. Kesinlikle MAX seviyesini geçmeyin. 1600 cc. hacimli
bir motorda genellikle 1 lt.'lik yağın yarısı yeterli olacaktır. Belki
biraz fazlası.. Ancak kutunun dibinde çok az dahi kalmış olsa, ''bunu
taşıyacağıma ekleyeyim, MAX seviyesini biraz geçiversin, ne olacak?''
mantığıyla kalan yağı da eklemeyin. Motorun performansına göre birkaç
hafta, en geç bir ay sonra zaten elinizde kalan yağ miktarı kadar
eksilme olacaktır. Daha sonra ekleyin, en iyisi... Çubuğu yerine
yerleştirdikten sonra motor yağ kapağını kapatmayı unutmayın. Periyodik
yağ seviye kontrolleri her 2000 km.'de bir yapılabilir. Ancak en iyisi
herkesin kendi istatistiğini tutması. Yağ eksiltme; motor performansı,
motorun üzerindeki km. ve bakımıyla alakalı olduğu kadar aynı model ve
yaşa sahip otomobillerde sürücülerin kullanım tarzından kaynaklanan
farklılıklar olması da doğaldır. Bu sebeple isterseniz ilk birkaç sefer
ortalama bir km. belirleyin, ve kontrollerinizi kendinize özel
aralıklarla yapın.
Sonuç
Her yağ, mümkün olan en yüksek performansı vermek üzere formüle edilir.
Bu sebeple, yağınız zaten kaliteli ise hiç katkı eklememek, yok kaliteli
değil ise de katkıya para vermek yerine yağı daha kaliteli seçmek en
iyisi. Sadece gidip otomobilinize göre raftaki en kaliteli yağı alın, ve
mümkün olduğunca markadan markaya, mineralden sentetiğe, değişik
viskozitelere geçmeyin. Katkıya para vermek yerine motorunuzu ilk
çalıştırdığınızda kalkış öncesi 15 sn. rölantide çalışmasına izin verin.
Böylelikle tek bir kutu katkı almadan motor ömrünüze belki de fazladan
bir 100.000 km. ekleyebilirsiniz. Performans ihtiyacınız ne ise, ona
uygun bir yağ seçin. Evet, sentik yağlar mineral yağlara oranla hatırı
sayılır derecede pahalıdırlar, ancak daha uzun ömürlüdürler ve
sağladıkları koruma da mineral yağlara oranla çok daha fazladır. Mümkün
olan en dar viskozite aralığını seçin. Daha geniş viskozite aralığı daha
fazla polimer demektir ve daha fazla polimer de motorunuz için iyi
değildir. Ör: 10W-30 ve 10W-40. 10W-40, 10W-30'a göre daha fazla
viskozite aralığına sahiptir. Her iki yağın da soğuk havadaki
akışkanlıkları aynıdır, ancak 10W-40 viskoziteli yağa sıcak koşullarda
daha performanslı olabilmesi için daha fazla polimer eklenmiştir.
Bulunduğunuz iklimde yazlar aşırı sıcak değilse ve motorunuz aşırı
performanslı değilse neden kullanılsın? Piyasada bulabileceğiniz en ince
bazlı yağı değil, bulunduğunuz iklimin kurtardığı en ince bazlı yağı
seçin. Yani, ince derken, yok yere 0W bazlı yağ seçmeyin, 15W baz
kurtarıyorsa 15W baz, emin olamayıp fazla güvenemiyorsanız, 10W baz...
Ör: 10W-40 ile 20W-50 aynı aralığa sahiptir, ancak 20W-50 de baz
10W-40'tan daha yüksek olduğundan (10 yerine 20) daha az polimer
eklemekle de görevini yerine getirir. Her yağ değişiminde yağ filtrenizi
de mutlaka değiştirin. Yağ filtresi motorun içinde dolaşan yağ
içerisindeki kir ve metal parçacıklarını tutma görevini yerine getirir.
Eğer yağ filtresi tıkanırsa, motordaki bir bypass valfi yağın tekrar
akmasını sağlar. Tabii ki kirli yağın. Otomobilin gösterge panelinde de
tıkanmış yağ filtreleri için bir uyarı ışığı olmadığına göre, en iyisi
çok da pahalı olmayan bu parçayı her yağ değişiminde değiştirmektir.
Kilometre az yapılmış olsa dahi en azından her sene yağ değiştirmek
gerekir.
Çocuklarınızla Keyifli Yolculuk ve Tatilin İpuçları
18 Haziran 2011

Küçük çocukla tatilde beklentileriniz az, sabrınız bol olmalı
Nereye gideceğiniz, nasıl yolculuk yapacağınız hakkında mutlaka çocuğunuzun istek ve ihtiyaçlarını dikkate alarak karar verin. Unutmayın ki; o mutlu olursa siz de mutlu olacaksınız. Tatile çıkmadan önce doktorunuza danışmak da uygun olacaktır.
Uçak yolculuğu yapacaksanız...
Uçağa binmeden çocuğunuzun yemek, tuvalet gibi ihtiyaçlarını karşılamasını sağlayın.
Çocuğu ile yalnız yolculuk eden ebeveyn için koridor koltuğu en ideal olanıdır.
Yanınızda yiyecek ve içecek bulundurmanız uygun olacaktır. Uçuş sırasında üşüme ihtimaline karşı çantanızda giyecek bulundurabilir ya da uçaktaki görevlilerden battaniye isteyebilirsiniz. Kalkış ve inişte çocuğunuzun kulaklarında ağrı gelişebilir. Bu sırada su içme, sakız çiğneme, dış kulağa havlu uygulaması, burnu parmaklarla kapatıp dışarı hava vermeye çalışmak gibi uygulamalar rahatlama sağlayabilir.
Araba ile seyahat edecekseniz çocuk koltuğunuzu mutlaka alın
Çocuklarla çıkılacak tatilde araba koltuğu şarttır. Araba koltuğu arabaya, çocuğunuz ise araba koltuğuna sabitlenmelidir. Yolculukta mola vermek ve çocuğunuzun isteklerini dikkate almak önemlidir. Yolculuk saatlerini çocuğunuzun uyku saatl erini dikkate alarak ayarlayın. Kusma durumları için araba içinde kağıt havlu, torba bulundurmakta fayda vardır.
Tren yolculuğunda kalabalık seferleri tercih etmeyin
Rezervasyonlarınızı erkenden yapın ve biletlerinizi önceden alın. Çocuğunuz için uygun yemek koşulları var mı araştırın. Mümkünse trenin çok kalabalık olmayacağı saatlerde seyahat etmeye çalışın. Çocuğunuzun ihtiyaçlarını karşılayacak bir çantanın yanınızda olmasında fayda vardır. Bebek bezi, ıslak mendil, fazladan giysi gibi eşyalarınızın yanınızda bulunmasına özen gösterin.
Çocuğunuzun yolculuk sırasında midesi bulanırsa uzaklara baktırın
Yolculukta bulantı herkesin keyfini kaçıracak bir sorundur. Doktorunuza yolculuk öncesi mutlaka danışın, bazı ilaçlar faydalı olabilir. Bileğe takılan ve akupunktur etkisiyle mide bulantısını önleyen bilezikler vardır. Aç karınla yola çıkmamaya özen gösterin. Sık sık, az az beslenme yolculuk için de uygundur. Asitli meyve sularından ve yağlı yiyeceklerden kaçının. Temiz hava sağlayın. Çocuğunuzu pencere yanında oturtup, uzaklara bakmasını sağlamanız mide bulantısını azaltacaktır. Oyunlar, oyuncaklar, müzik ve şarkı söylemek gibi eylemler de yardımcı olur. Tüm bunlara rağmen torbanız hazırda bulunsun.
Tatil Mekanı Seçimi Çok Önemli
Tatil köyleri: Tek varış noktası, hazır yemekler, sürekli aktivite ve çocuklarınıza bakabilecek birimler sayesinde tatil için ideal mekanlardır.
Oteller: Çocuğunuz için uygun yatak olup olmadığını, çocuğunuzun ansızın acıkma ihtimaline karşılık 24 saat mutfak hizmeti alabilme durumunuzu, havuz- oyun odası gibi eğlence koşullarını, çocuk bakıcısı varlığını ve çamaşır yıkama olanağını sorgulamanızda yarar vardır.
Sezonluk kiralık evler, devremülkler: Kiralamadan önce evi iyice araştırmak, evin şehre, doktora, lokantaya, markete yakın olmasına dikkat etmek ile evi çocuğunuz için güvenli hale getirmek önemlidir. Havuzlu veya denize yakın evlerde boğulmaya karşı çok dikkatli olmanız gerekmektedir.
Kamp kurmak: Bu konuda çok dikkatli olmak gerekir. Kamp yaptığınız yere yakın bir otelin olmasında fayda vardır.
Yol için çanta hazırlığı yolun yarısıdır
Yolculuk için bol gıda almayı unutmayın. Yolculuğun en zorlu anlarında yeni bir oyuncağın sunulması genelde çok güzel ve sakinleştirici bir etki sağlar. Çocuğunuzun ona uygun bir sırt çantası takması kendisini önemli hissettirecektir. Bebek, araba, battaniye gibi çocuğunuzu rahatlatan bir eşyası varsa mutlaka yanınıza alın. Müzik ve hikaye kitapları da yolculukta kurtarıcıdır. Giysiler kolay yıkanan ve gideceğiniz yörenin hava koşullarına göre ayarlanmalıdır. Beklenmedik koşulları da göz önünde bulundurmanız önemlidir.
Ağlama tepinme krizine giren çocuğunuza ''herkes sana bakıyor'' demeyin
Herşeye rağmen bu tür durumları yaşayacağınızı kabullenmenizde fayda var. Önlem almak en önemli yaklaşımdır. Acıkmadan önce beslenmesi, uykuya dalmaya çalışırken uygun koşulların sağlanması, sıkılmaya başlarken bunun fark edilmesi ve eğlencenin başlatılması gibi yaklaşımlar faydalı olacaktır. Bunlara rağmen çocuğunuz ağlama krizine girerse çevrenizdekilerden çekinmeyin. Genelde erişkinlerin ilk tepkisi çevreye dikkat etmektir. Böyle bir durumda çocuğunuzla evde baş başayken nasıl yaklaşımda bulunuyorsanız, o şekilde davranmanız uygun olacaktır.
Direksiyon Başında Cep Telefonu Kullanıyor musunuz?
16 Haziran 2011

Cevabınız ''Evet'' ise bu davranışınızı bir kez daha gözden geçirmenizi sağlayacak bir video.
Bilgisayar Başında Ergonomi
11 Haziran 2011

Bu konuda hazırlanmış güzel bir eğitim videosu.
Kolçak Montajı
19 Mayıs 2011

Merak edenler için kolçak montaj ve demontajını anlatan, eğitici iki video.
CVT Şanzıman Nasıl Çalışır?
14 Mayıs 2011

CVT şanzımanın nasıl çalıştığını ve kesintisiz, sarsıntısız sürüş keyfinin nasıl gerçekleştiğini anlatmak üzere hazırlanan video.
Honda Jazz Sürüş Teknikleri ve Tavsiyeler
- Otomobilinize binmeden çevresinde dolanıp lastiklerine, kaportasına, altında herhengi bir sızıntı olup, olmadığına gözatın.
- Motoru çalıştırdıktan sonra soğuk havalarda ısınmasını beklemeden hareket edin. Motoru zorlamadan yolda, hareket halindeyken ısıtın.
- Soğuk havalarda aracınızın el frenini kesinlikle çekmeyin. Eğer çekili unutulmuş ve donmuşsa aracı arkadan ve önden iterek, sallayarak sıkışan frenin açılmasına çalışın. Üzerine sıcak su dökerek açmak da bir çözüm yoludur. Aracın kilidinin donması durumunda kapıyı açarken anahtarı ısıtın.
- Eskimiş lastiklerle yola çıkmayın kışın en az diş kalınlığı 3 mm yazın 2mm olmalıdır. (Dünya standardı ortalama 1,6 mm,yeni lastikler 8 mm) Yol ve hava şartları ne olursa olsun lastik havalarını indirmeyin! En az ayda bir lastik havalarınızı, lastikleriniz soğukken (sabah parktan çıkar çıkmaz) kontrol edin. Eksilmişse tamamlayın.
- Camlarınız açık olarak araç kullanmayın. Havalandırma ve klima sisteminizi kullanmak hem emniyetli hem de ekonomiktir.
- Otomobilinizin yükleme sınırını aşmayın. Unutmayın ki bir binek otomobil sahibisiniz.
- Kesinlikle içkili olarak otomobil kullanmayın. Içkili olarak sürüş esnasında refleksleriniz zayıflamış olacak ve direksiyon başındaki tepkileriniz çok daha yavaş gerçekleşecektir.
- Emniyet kemerinizi mutlaka takınız. Hayatınızı kurtaracak bu kadar basit bir uygulamada “sıkılıyorum” mazereti kabul edilebilir mantıklı bir mazeret değildir. Emniyet kemerini hiç takmamanın yanında yapılan bir diğer hata da emniyet kemerini uzunyolda takmak, ancak şehir içinde ya da gidilecek semte yaklaşıldığında “nasıl olsa geldik” mantığıyla otomobil henüz durmadan emniyet kemerini çıkartmaktır. Kazanın emniyet kemerinin çıkarıldığı an ile otomobilin park edildiği ana kadar geçen bu süre zarfında gerçekleşmeyeceğini kimse garanti edemez. Otomobillerde 8 km/h gibi son derece düşük süratte yapılan ‘geri viteste direğe çarpma’ testinde, çarpmanın etkisiyle birçok otomobilin arka tamponlarının içeri göçtüğünü, hatta hatchback otomobillerde camlarının çatladığını veya kırıldığını biliyor musunuz? Çoğumuzun dikkate almaya değer görmediği süratlerde gerçekleşen kazaların bile ciddi yaralanma ve hatta ölümlere sebebiyet verebileceğini unutmayalım.
- Farlarınızı gece gündüz açık tutunuz. Bu, halk arasında her ne kadar ‘görmemişlik’, ‘hava atma’ ya da ‘dikkat çekme amacıyla yapılan bir hareket’ olarak görülse de, olası bir tehlike durumunda farı yanan araçların trafikteki diğer sürücüler tarafından farı yanmayanlara göre çok daha çabuk farkedileceğini unutmayın.
- Direksiyon başındaki oturma pozisyonunuzu iyi ayarlayın. Otomobil kullanmak son derece ciddi bir iştir ve otomobil yatak odanız değildir. Birçok otomobilde gördüğümüz neredeyse 45 derecelik açıyla geriye doğru yatırılmış koltuklar sürücünün sürüş konsantrasyonunu azaltacak, tehlike anında vereceği tepki süresini uzatacak, hem de kaza anında tehlike arzedecektir. Yatık olmayan ancak aşırı derecede geri alınmış koltuklar ise yine direksiyon başında verilen tepkileri geciktirmekten başka bir işe yaramamaktadır.
- Sürüş esnasında direksiyon daima iki el ile ve saat 9:15 pozisyonunda tutulmalıdır. Koltuğun direksiyona olan mesafesi, kollar yaklaşık 45 derecelik bir açı yapacak şekilde ayarlanmalıdır.
- Otomobil kullanacağınız ayakkabılar: ne aynı anda iki pedala birden basacak kadar aşırı geniş, ne hissi azaltacak kadar aşırı kalın tabanlı, ne de ayakların hareketini engelleyecek kadar uzun topuklu olmalıdır. Eğer bu durumlardan bir veya birkaçı mevcut ise daha sakin ve tehlike arzetmeyecek bir sürüşle yolculuk tamamlanmalıdır.
- Kalabalık (Otomobilin içinde çok sayıda kişinin bulunduğu) yolculuklar en tehlikeli yolculuklardır. Gerek görüşün kısıtlanması, gerekse yolcuların konuşma ve hareketlerinden dolayı tek başınıza otomobil kullanırken olduğu kadar dikkatli olunamayacağından, bu tip yolculuklarda maksimum dikkati sarfetmeniz sizin ve yolcularınızın yararına olacaktır.. Özellikle sollama ve şerit değiştirmelerde.
- Kalabalık yolculuklarda eğer arka koltuğa 3 kişi oturmak mecburiyetinde kalırsa ortaya en kısa boylu olanın oturması en mantıklı çözümdür. Dikiz aynasını kullanacağınız zamanlarda daha iyi bir görüş için yardımcı olacaktır.
- Yağmurun yağmaya başladığı ilk anlarda ve mucurlu yollarda son derece dikkatli olun. Normalin çok az üzerinde sürat yapıyor dahi olsanız özellikle mucurlu yollarda yoldan nasıl çıktığınızı anlamazsınız bile.
- Bisikletlilere her zaman dikkat edin ve yanlarından geçerken mümkün olduğunca yavaşlayın. Ülkemizde henüz bisikletlilere ayrılmış özel yollar yoktur ve her ne kadar yolun sağından gidiyor dahi olsalar kendileriyle aynı şerit üzerinde olduğunuzu unutmayın.
- Yollara kesinlikle güvenmeyin. Ülkemiz yollarında çoğu viraj ya eğimsiz, ya da daha kötüsü ters eğimlidir. Hızınızı iyi ayarlayın.

- Arabanız kirli bile olsa, iyi bir görüş için en azından far, cam ve aynalarınızı temizleyin.
- Kazayı yaptıranın genelde aşırı hız olduğu söylense de, özellikle şehir içi trafikte hıza dayalı kazanın asıl sebebi genel olarak hızlı gitmekten çok trafiğin normal akışından hızlı gitmektir. Tüm otomobiller 90 km/s hızla giderken sorun nisbeten daha azdır, ancak bütün otomobiller 90km/s ile giderken siz 140 km/s ile gidiyorsanız tehlikenin özellikle sizin açınızdan çok daha büyük olduğunu söyleyebiliriz. Tabi kaza sırasında zarar verdiğiniz diğer otomobilleri saymazsak.. Yine aynı şekilde, hızla giden trafikte eğer siz trafiğin geneline göre son derece düşük bir süratte seyrediyorsanız trafiğin geneli için son derece büyük bir tehlike yaratıyorsunuz demektir.
- Kesinlikle kimseyle yarışmayın. Yarış kaza getirir. Siz çok iyi ve son derece dikkatli bir sürücü olabilirsiniz ancak diğer sürücünün yapacağı bir hata, diğer otomobillerin de karışacağı bir kazayla sonuçlanabilir.Sabırlı ve anlayışlı olun.
- Önünüzdeki otomobille olan takip mesafesini iyi ayarlayın. Kesinlikle yakın takip yapmayın.
- Yolculuk boyunca vitesi hiç bir zaman boşa almayın.
- Tüm aynaları mutlaka kullanın.
- Aracınızda ABS sistemi olduğuna göre frene sonuna kadar basmaktan korkmayın. Bu sırada manevra yapabileceğinizi ve tehlikeden kaçabileceğinizi unutmayın. Freni pompalamak, öne engel çıktığında önce frene basıp bırakmak, sonra tekrar basmak gibi teknikler sadece ABS fren sistemi olmayan otomobiller için geçerli eski tekniklerdir. Fren hidrolik yağının seviyesindeki azalma bir arızanın habercisi olarak kabul edilmelidir. Fren pedalına basıldığında pedal önce bir yerde durup daha sonra bir gevşeme hissediliyorsa ciddi bir sorun var demektir. Fren pedalına basılınca bir yaylanma hissediliyorsa sistemde hava vardır . Hemen servise gidin!
- Pedal kısmında ayaklarınızın hareketini engelleyecek nesneler bırakmayın.
- Temizlik sırasında ön konsola torpido parlatıcı sprey uygulamayın ve yolculuk esnasında bu kısımda kutu mendil, kaset, CD gibi cama yansıması muhtemel hiçbir şey bulundurmayın.
- Özellikle güneşin karşıdan alındığı yolculuklarda kullanmak üzere arabanızın torpido gözünde mutlaka bir güneş gözlüğü bulundurun.
- Sinyalleri kullanın. Sinyal kullanmamak sadece minibüs, özellikle de taksi sürücülerine has alışkanlıklardır.
- Kırmızı ışıkta yaya geçidi üzerinde değil, yaya geçidinden önce durun. Böylelikle hem yayalar kendilerine ayrılmış olan şeritten rahatça karşıya geçecekler, hem de ilk araba olduğunuzu var sayarsak siz yeşil ışığı görebilmek için sunroof’tan bakmak zorunda kalmayacaksınızdır.
- Böyle bir durumda arkanızdaki araç bir minibüs veya taksi ise muhtemelen önde kendisine göre bir araçlık yer bıraktığınız için size korna çalacaktır. Muhatap olmayın!
- Tümsek veya çukurlardan geçerken arkadaki trafiği de kontrol etmek sureti ile mümkün olduğunca yavaşlayın, ancak tam üzerinden geçerken ayağınızı fren pedalından çekin. Tümsek veya çukurlardan geçerken lastiğin darbeyi döner vaziyette alması gereklidir. O ana kadar yavaşladınız yavaşladınız, yavaşlayamadıysanız yavaşlayabildiğiniz kadarıyla geçin gitsin. Fren basılı durumdayken verdiğinden daha az zarar verecektir. Asfalta gömülen tırtıkların amacının ise her ne kadar hızı azaltmak olduğu söylense de bunların ön takımları bozmaktan başka bir işlevi olduğunu sanmıyorum. Bu sebepten ötürü üzerlerinden mümkün olduğunca hızlı geçin. Bence tümüyle kaldırılmalılar. Ayrıca hız tümseklerini de artık inşaat işçilerinden ziyade Avrupa’daki örneklerine uygun şekilde geniş ve üzerinde gece de görülmelerini sağlayacak boyalar olacak şekilde daha bilgili ekipler hazırlamalı.
- Sürüş sırasında arabanızın kaputu ya da öndeki arabanın plakasına odaklanmak yerine ileriye, daha geniş bir alana bakıp tüm trafiği kontrol edin.
- ABS sistemini bozacağı ve maddi zarar doğuracağı için değil, ancak sizin konsantrasyonunuzu dağıtacağı için sürüş sırasında mümkün olduğunca cep telefonuyla konuşmayın. Hands-free seti olsa dahi.. En azından siz arama yapmayın!
- Sürüş esnasında sık fren kullanmak ya gereğinden daha hızlı ve/veya agresif gittiğinizin işaretidir. Eğer yavaş gittiğiniz halde çok sık fren kullanıyorsanız bu da acemi olduğunuzun göstergesidir. Her iki durumda da sizi takip eden araçları tedirgin edeceksinizdir.
- Yeterli sürüş tecrübeniz yoksa; Normalde şehir içinde otomobil kullanıyor ve şehirlerarası yolculuklara daha seyrek gidiyor iseniz şehirlerarası yolculuğun ilk kilometrelerinde kendinize biraz zaman veriniz. Şehir içi ve şehirlerarası yolculuklar birbirinden tamamıyla farklı tecrübeler gerektirir ve uzun yola ilk defa çıktığınızda araç sollarken gereken mesafe tayinini iyi
- yapamayabilirsiniz. İlk sollamalarda dikkatli ve sabırlı olun.
- Uzun yolculuklarda zamanla ve başka araçlarla yarışmayın. Bu tip eylemlerin ne kadar mantıklı olduğuna değinmek dahi istemiyorum. Yolculuğun tadını çıkarın.
- Uzun yolculuklarda ilk 3-4 saat sonunda mola verip sonrasında mümkünse her 2 saatte bir dinlenin. Gerekirse uygun bir yere park edip bir süre uyuyun.
- Gece yolculuklarında hız yapmaktan kaçının. Ülkemizde bırakın devlet yollarını, paralı yollarda bile yolun çoğu bölümünde aydınlatma olmadığı düşünülürse, makul bir hızda gitmek hayatınız açısından daha az riskli olacaktır.
- İster gece, ister gündüz olsun uzun yolda sollama yaparken ne şeritlere ne de tabelalara güvenmeyin.Yolu iyi takip edin. Karşıdan gelen yolu/aracı görmeden sollama yapmayın.
- Arka koltukta otursalar dahi, sizinle birlikte yolculuk edenleri emniyet kemerlerini takmaları konusunda uyarın. Kaza esnasında arka koltukta yolculuk ediyor olmasına rağmen otomobilin ön camından fırlayanların sayısı ciddiye alınacak kadar fazladır.
- Otomobilden inerken arkadan gelen trafiği mutlaka kontrol edin.
- Otomobiliniz bir hatchback veya sedansa arka cama bond çanta benzeri ağırlığı olan eşyalar bulundurmayın. Kaza esnasında arka camdan öne doğru fırlayacak bir çantanın etkisi yüzlerce kiloya, basit bir kutu mendilin etkisi de onlarca kiloya eşit olacaktır. Eğer otomobiliniz bir station ise yine aynı mantıkla bagaj kısmına koyduğunuz eşyaların fırlamaması için bir bagaj filesi kullanın.
- Sizinle birlikte seyahat eden yolcularınızı kendilerine en uygun yerde değil, trafik açısından en uygun yerde indirin.
- Eğer otomobil arkadan kayma eğilimi gösterirse frene basmak yerine ayağınızı gazdan çekin ve direksiyonu kayan yöne doğru hafifçe çevirin.
- Otomobil kullanmak son derece dikkat isteyen ve konsantrasyona dayalı bir iştir. Ciddiye alın!
Jazz'ınızı Koruyun

Paslanmanın en önemli nedeni nem (rutubet) ve bu süreci hızlandıran bir diğer unsur da tuzdur.
İstanbul, İzmir, Antalya, Trabzon...vb gibi nemi ve havadaki tuz oranı yüksek illerde yaşayanlar, Ankara, Afyon...vb nemi ve tuz oranı düşük illerde yaşayanlara göre otomobilleri pas riskine doğal olarak daha yüksek oranda maruz kalırlar.
Fabrika çıkışlarında otomobillerimiz pas oluşumuna önlem alınmış yani yalıtılmışlardır. Ancak kullanım sürecinde yol üzerinden sıçrayan taşların oluşturduğu darbelerle, küçük çizik ve yuruklarla bu yalıtım bozulabilir. Gözle görülemeyecek büyüklükte dahi olsa, zamanla havadaki doğal aşındırıcılar ve kış aylarında buzlanmaya karşı kullanılan tuz veya üre de bu bozulan yalıtımı daha da büyütebilir. Paslı bir yer görüyorsanız durum ciddi demektir çünkü pas, buzdağına benzer yani görünmeyen pas, görünenden daha büyüktür ve boyanın altında bir kanser gibi yayılmıştır. Önlem alınmadığı durumlarda pastan kurtulmak mümkün olamayacağı için paslanmış metal yenisiyle değiştirilir ya da ek yapılır.
Paslanmaya karşı yapabileceklerimiz;
- Otomobilimizin su tahliye kanallarının açık olmasına dikkat etmeliyiz, (Özellikle kapı altında bulunanlar.)
- Aracınızın alt kısmını periyodik olarak yıkatmalıyız,
- Aracınızı yıkadıktan sonra kapı altları, çamurluk içleri, çamurluk kenarları, bagaj olukları, motor bölümü, marşpiye profillerinin içleri, taşıyıcı sistem profil içleri ile kapı direkleri gibi hassas bölümlerinin iyice temizlendiğinden ve kuruduğundan emin olmalıyız,
- Aracınızın kaportasında paslanmaya yol açabilecek küçük vurukları, çizikleri zaman kaybetmeden dış etkenlere karşı korumak için mutlaka rötuşlayarak gidermeliyiz.
Boya matlaşmaları da pas kadar can sıkan ve otomobilimizin değerini kaybetmesine neden olan bir diğer nedendir.
Fabrika çıkışlarında gıcır gıcır olan boyalar kısa sürede o ilk günkü parlaklıklarını kaybedebilir, kalıcı olarak zarar görebilirler.
Matlaşmaya karşı yapabileceklerimiz;
- İlk günden boyasını korumaya başlamalıyız, (Cila)
- Periyodik olarak cila işlemi uygulamalıyız, (Yılda en az 2 defa)
- Daima temiz bir süngerle yıkamalıyız,
- Yıkama sırasında otomobil yıkamak için özel olarak üretilmiş şampuanlar kullanmalıyız,
- Bu şampuanların otomobil üzerinde kurumasına fırsat tanımadan durulama işlemine geçmeli ve iyice durulamalıyız,
- Her zaman yıkamaya tepesinden başlayıp, lastiklerle bitirmeliyiz, (Üstten alta doğru.)
- Kurulamadan önce ıslak cila püskürtüp, boya üzerinde var olan cilanın ömrünü uzatmalıyız,
- Kurularken boyaya zarar vermeyecek, temiz ve yumuşak bir bez kullanmalıyız,
- Güneş altında ve kaporta sıcakken asla yıkamamalıyız,
- Kesinlikle sıvı deterjan, sıvı sabun kullanmamalıyız,
- Fırçasız, süngersiz yıkama olarak tanımlanan ve kimyasal püskürtülerek yapılan yıkama işlemini asla yaptırmamalıyız,
- Kışın üzerinde biriken karları fırça ile indirirken fırçanın boyaya sürünmemesine özen göstermeliyiz,
- Yazın ağaçlarda oluşan böceklerin neden olduğu reçine yağmuruna maruz kalırsak kesinlikle kurumasına meydan vermemeliyiz.
- Kaporta ıslakken üzerindeki suyu asla eski cam sileceği lastiği gibi şeylerle almamalıyız,
- Aracımızı sürekli temiz tutmalı ve branda kullanmayı alışkanlık haline getirmeliyiz.
|